24 Kasım 2012

KADIOĞLU ŞEHZADE SOFRASI – SAFRANBOLU – KARABÜK YAZAN : SİNAN OKTAY

Ankara’ya yeni taşınmış ve şehri de yeni öğrenmeye çalışan birisi olarak sürekli olarak duyduğumuz tavsiyeler doğrultusunda hareket etmeyi tercih ediyorum. Ancak söz konusu hafta sonu olunca ve evdekilerin de farklı yerler talepleri söz konusu olunca arayışlar kaçınılmaz oluyor. Bu doğrultuda Beypazarı turundan sonra ikinci durak olarak Safranbolu’yu tercih ettik. Ankara ve İstanbul’a yakın olması, UNESCO kültür ve tabiat mirası listesinde olması sebebiyle özellikle havanın güzel olduğu hafta sonlarında ciddi bir turist yoğunluğu olduğunu duymuştuk. Bu turist ilgisini karşılıksız bırakmayacak sayıda çok mekan var.

            Bunca turist yoğunluğu ve işletme çokluğunda biz tercihimizi tavsiyeler doğrultusunda Kadıoğlu Şehzade Konağı’ndan yana kullandık. Açıkçası hiç bilmeden gittiğimiz mekanda umduğumuzdan da iyi sonuçlarla karşılaştık. Tarihi bir konağın bahçesinden, yeşilliklerin gölgesinde keyifli bir yemek yedik.

            Menü Safranbolu ve civarındaki hemen her işletmede aynı sayılır. Biz menüden kuyu kebabı, Safranbolu bükmesi, şehzade pilavı, salata, zerde ve baklava seçtik.

İlk olarak kuyu kebabı teşrif ediyor. Gerçekten son derece yalın ama bir o kadar da lezzetli kebabı bir çırpıda bitiriyoruz. İyi et kullanıldığı takdirde her daim vazgeçilmez olabilecek bir lezzet, şahsen ben etin biraz daha yağlı ve sulu olmasını tercih ederdim. Ancak gelen yerli ve yabancı turistler göz önünde bulundurulduğunda böyle bir tercih haksız sayılmaz.

İkinci sipariş Safranbolu bükmesi oluyor ki bence sofranın assolisti bükmedir. Kıyma, soğan, ıspanak ve maydanozla hazırlanan bükme fırından çıtır çıtır geliyor ve gerçekten enfes. Giden herkese tavsiye ederim.

Ve tabi yemekle birlikte Safranbolu’nun leziz gazozunu içmeyi de ihmal etmiyoruz.

Belirtmeden geçemeyeceğim salata basit gibi dursa da katkısız ve doğal lezzetleri ile bizi çok mutlu etti. Fotoğraftan da belli olacağı üzere malzemelerin doğal haline ve renklerine mest olduk.

Şehzade pilavı üzeri kaşarla kaplanıp fırınlanan iç pilav. Lezzetli ve kıvamlı pilavı da beğeniyoruz.

Son olarak tatlı faslı başlıyor. Tatlı olarak önerilen baklava ve zerdeden birer porsiyon sipariş ediyoruz. Açıkçası her ikisinde de aradığımız lezzeti bulamıyoruz. Beypazarı’nda yenilen baklavadan sonra çok tatmin etmiyor. Ancak Safrabolu’ya kadar gelmişken bizim tatlı önerimiz tabii ki de birbirinden enfes lokumlar.

Safranbolu günübirlik değişik yerler ve tatlar arayanlar için oldukça keyifli ve hareketli bir yer. Tarihi sokaklarında gezmek ve değişik tatlara ulaşmak için her zaman tavsiye edeceğim bir yer. Kadıoğlu Şehzade Sofrası da hızlı ve temiz servisi, uygun fiyatları ile bizi memnun etti. Toplam hesap 63 TL olarak geldi.

Kadıoğlu Şehzade Konakları

Telefon : 370 – 712 56 57

http://www.kadioglusehzade.com/

Share Button

KADIOĞLU ŞEHZADE SOFRASI – SAFRANBOLU – KARABÜK YAZAN : SİNAN OKTAY için 5 yorum:

  1. şakir-can:

    ankara’da oturanlar için Safranbolu gerçekten hoş bir hafta sonu kaçamağı oluşturuyor imiş… biz de bunu gecikmeli olarak ilk kez bu yıl keşfetmiş olduk… hem de yörenin otantik tarihi konaklarından birinde iki gün konaklamalı olarak
    kaldığımız konakta akşam yemeği hizmeti olmadığından işletmeciden mekan tavsiye etmesini istedik: ilk tavsiyeleri sinan bey’in de tanıttığı KADIOĞLU ŞEHZADE SOFRASI idi, ikincisi ise “HANIMSULTAN ev yemekleri”
    biz de ilk gece Kadıoğlu’na, ikinci gününü akşamı ise Hanımsultan’a takıldık… sonuç: ilki; evet güzeldi ama çok özel de değildi kanımca… bize gelen kuyu kebabının porsiyonu resimdekinin en fazla yarısı cesametinde idi (belki sinan bey duble söylemiştir, bilemiyorum), bükmeden de çok özel bir lezzet aldığımı söyleyemeyeceğim, ama şehzade pilavının resmini görünce önemli bir tadı kaçırdığımı fark etmiş oldum… gelelim Hanımsultan’a: yöresel ev yemeklerinde tam anlamıyla doruk noktaya ulaşmış bir müessese, bugüne kadar belki de görmüş olduğum en başarılı aile işletmesi…. Safranbolu kaçamağı yapacak arkadaşlar için, şayet şöyle tekellüflü olarak ancak tek öğün yemeye fırsatları olacaksa, bence Hanımsultan’dan daha iyi bir seçenek yok (en azından kendi iki günlük tecrübem öyle diyor)
    ayrıca tüm Safranbolu gezginleri Sinan bey’in resmini de çekerek tanıttığı “bağlar gazozu”nu (iki gün boyunca kaç şişe içtiğimi sayamadım), hemen her köşede bulmanız mümkün olan ‘safran çayı’nı ve elbette o enfes lokumlarını (benim favorim çifte kavrulmuş fıstıklı olanı) tatmadan dönmemeli
    bir de Yörük köyü var ki, Safranbolu’yu görmeye gidenler buraya uğramadan dönerse bir tarafları eksik kalmış olur; benden söylemesi… burası Safranbolu-Kastamonu karayolu hattında, ana yoldan az içeride bir Türkmen köyü (Safranbolu’ya toplam mesafe 15 km’cik)… ben önce ‘Yörük köyü’ dendiğinde ‘yörük’ kelimesinin bir sıfat olarak kullanıldığını düşünmüştüm, meğersem köyün adı ‘Yörük’ imiş… burası Safranbolu’nun tarihi şehrinin bir minyatürü, ama aslında daha orjinal ve dokunulmamış evleri görebileciğiniz bir yer (burası aynı zamanda müteveffa opera sanatçımız Leyla Gencer Hanımefendi’nin de köyü imiş)… veeee, burada mutlaka mutlaka uğramanız gereken yer YÖRÜK SOFRASI: burası da bir aile işletmesi; uğrarsanız patron Birsen Hanım size çeşit çeşit gözleme ve inanılması güç bir baklava ziyafeti çeker (Beypazarı baklavasından çok ama çoook öte bir lezzet)… şansınız varsa Birsen Hanım baklava stoklarından size kilo ile de verir (ne yazık ki bize veremedi, ancak müşteriye ikram edecek kadar kalmışmış); hem de baklavayı kuru haliyle veriyor, yanında uygun miktardaki şerbetini de verip nasıl dökeceğinizi tarif ederek… öyle bir lezzet, öyle bir ağızda dağılış ki, bence İstanbul’dan Kastamonu istikametinde yolculuk yapan herkes mutlaka Yörük köyüne ana yoldan iki kilometrelik bir uğrak yapıp bu baklavadan yemeli, almalı, gittiği yere götürmeli…
    gevezelik bu ya, bu kadar lafın üzerine bir de kimine göre gereksiz, kiminin ise merakını tatmin edecek bir bilgi ile bitireyim: kendi öz halleriyle buram buram tarih kokan bu yöreler TV dizileri için adeta birer ‘doğal set’ oluşturuyor; yazın yayınlanan TRT dizisi Yamak Ahmet Safranbolu’da, yine TRT’de yayınlanamadan biten Nakş-ı Dil Sultan ise Yörük köyünde çekiliyor idi… gezerken ikisinin de setine denk geldik
    selamlar, sevgiler

    • Sinan Oktay:

      Şakir Bey’e çok değerli yorumları ve katkıları için çok teşekkür ederim. Gerçekten kendisinin de belirttiği gibi Safranbolu’nun yöresel lezzetleri daha fazla sunan mekana ihtiyacı var. Ben açıkcası keşli erişte, mantı gibi yöresel lezzetlere daha kolay ulaşabileceğimi düşünmüştüm. Ancak gelen yerli ve yabancı turist sayısındaki artış nedeniyle yerel tatlar sunan işletme sayısı oldukça kısıtlı kalıyor. Genel olarak endüstriyel bir turizm gözleniyor. Yine de ülkemiz turizmine katkı açısından son derece önemli bir yer Safranbolu. Şakir Bey’in tavsiye ettiği Yörük Köyü’ne ilk fırsatta gideceğim. Bu arada bize gelen kuyu kebabı bir porsiyondu ve bir ayrıcalık durumu söz konusu değildi. Sanırım sadece biraz şanslıydık 🙂 Sizin de bahsettiğiniz gibi Safranbolu’da özel tatlar bulabilmek ciddi oranda araştırma istiyor. Belki en önemli zafiyet burada saklı.

  2. Sinan Oktay:

    ?akir Bey’e

  3. Ali:

    merhaba,
    biz de ailecek amasraya giderken safranboluya uğrayıp gezdikten sonra kadıoğlunda yemekler yedik. ilk kadıoğlu deneyimimiz çok iyi di. fevkalade memnun kaldık. ankaraya dönüşte yine kadıoğlunda yemek yemek için iyice acıkmayı bekledik. lakin ikinci sefer kadıoğlu tecrübemiz hüsranla neticelendi. kadıoğlunun bir standartı olmadığına kanaat getirdik. ya harika ya da vasatlar… bir tecrübemizi paylaşmış olalım istedim…

    • oburcan:

      Ali,
      bilgi ve yorumun için teşekkürler. Küçük işletmelerde genelde bu tür hizmet farklılıkları olabiliyor. Çok bilgilendirici oldu.
      Selamlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pubcon 2014