20 Temmuz 2015

RODOS 2015

Sevgili dostlar,

2015 yılının Ramazan bayramı için bizim rotamız Rodos adası oldu. Marmaris, Bodrum ve Datça’dan yapılan deniz seferleriyle Rodos’a kolayca ulaşmak mümkün. Biz Marmaris’ten katamaranla 1 saatte gittik. Şu anda yüksek sezon ve her gün karşılıklı olarak 09:00 ve 17:00 saatlerinde sefer var. Yeşil pasaportlu olduğumuz için vizesiz gittik ama normal pasaportlar kapıdan vize alıyor diye duydum, çünkü oldukça fazla sayıda kişi kapıda vize hakkında konuşuyordu. Bu konu hakkında yanlış bilgi vermeyeyim, siz iyice araştırın. Ama yeşillere serbest. Bilet fiyatı 65 Euro. Gidiş dönüş alırsanız indirim olmuyor. Biz dönüşü açık aldık. Gittikten 2 gün sonra telefonda rezervasyonla dönüş tarihini netleştirdik.

Rodos, 12 adaların en büyüğü. 140.000 nüfusa sahip ve bunun 50.000’i merkezde oturuyor. Adada yaklaşık 3.500 kişilik bir Türk azınlığı da yaşamakta. Rodos’un en önemli özelliği 14-15. yüzyıllarda St. John veya Malta şövalyeleri olarak adlandırılan grubun inşa ettiği kale ve Old Town olarak adlandırılan bölge. Elbette UNESCO dünya mimarı listesinde. Antik Yunan döneminde denizcilik, ticaret ve felsefe merkeziymiş. Ada, Kanuni Sultan Süleyman tarafından zapt edilmiş ve 400 yıl Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde kalmış. Bunun etkilerini Old Town’da görmek mümkün. Camiler günümüzde bakımsız olsa da mevcut. Tarihimizde Rodos’un bir diğer yeri Fatih Sultan Mehmet’in en küçük oğlu Cem Sultan’ın bir dönem Rodos’ta yaşaması. Kardeşi 2. Bayezid’le çekişme içinde olan Cem Sultan, Malta şövalyelerine sığınmış lakin Rodos’ta rehin hayatı yaşamış.

Biz gelelim seyahatimize. Limandan çıkınca tam karşınızda surlar sizi karşılıyor. Taksi ile otele gidiyoruz. Otelimiz şehrin yeni tarafı olan kuzey ucunda. 5 dakikalık yol için 8 Euro ödüyoruz. Otele yerleşmenin ardından yürüyerek Old Town’da gezdik. Bu yürüyüş ve Old Town’a ulaşmamız yaklaşık 10 dakika sürdü.

Sabah erken saatlerde buraları dolaşmanızı öneririm. Öğleden sonra hem hava çok sıcak oluyor, hem de çok kalabalık oluyor.

 

Burası şövalyeler sokağı. Burada dolaşmadan sakın dönmeyin!

Büyük Üstadlar Sarayı da Old Town’ın içinde mutlaka görülmesi gerekenlerden. 7. yüzyılda inşa edilmiş. Osmanlı zamanında da yönetim merkezi olarak kullanılmış. Kos adasından getirilen yer mozaikleri ile dikkat çekiyor.

Old Town sokaklarında gezimize devam ediyoruz. Ada tarihinde daima etkin olmuş şövalyeler günümüzde hediyelik dükkanlarının da en önemli ürünleri. Şövalye kılıçları, zırhları, heykelcikleri, kaskları vb. bir çok ürün bulmak mümkün.

Ve gelelim yemeklere. Arkadaşım Pelin’in şiddetle önerdiği Tamam Restaurant zaten listemin başındaydı. Şans eseri otelin de 100 metre ötesindeymiş. Tamam hakkında şunu belirtmek lazım. 12 masası olan küçük bir mekan ve rezervasyon yok. Akşam saatlerinde kapıda sürekli kuyruk oluyor. Hatta 2. gidişimizde öğleden sonra bile kuyruk vardı. Akşam gitmenizi hiç önermem. 1’de açılıyor. Hemen gidip yemek en iyisi! Aklınızda bulunsun.

Greek salad ile başlıyoruz. Aslında bizim çoban salata. Lakin bir pazarlama harikası diyebilirim. Üstüne 1 parça feta peyniri ile dünyaya kabul ettirdiler ya ne desek boş! Malzemeler taze, salata güzel.

Meyveli roka salatası ise efsane. Bence boşverin siz Yunan salatasını, bunu deneyin. Altta taze roka yaprakları, üstünde parmesan peyniri tıraşlanmış parçalar, portakal, nar ve ceviz. Ve enfes bir zeytinyağı. Daha ne olsun!

İçinde feta peyniri olan patlıcan ve üstünde domates sos da en az salata kadar başarılı. Zaten görüntüsü anlatıyor. Peynir lezzetli, domates sos en lezzetli. Bence Tamam’da bunu mutlaka yemek lazım.

Ev yapımı ekmek ve tzatziki(cacık). Yunan cacığının özelliği süzme yoğurtla yapılması ve içine sarımsak konması. Ve salatalıkların da çekirdek kısmını çıkararak ekliyorlar ki  sulanmasın. Sonuçta oldukça kıvamlı ama ferah bir lezzete ulaşıyor. Ha unutmadan. Sarımsak da taze sarımsak olacak illa ki ve üstüne zeytinyağı gezdirilecek!!

Kalamar sote de Tamam’ın imzası olabilecek bir lezzet. Enfes bir kalamar. Domates sos ve sarımsakla  beraber daha da güzelleşmiş. Ekmeği bandıra bandıra yiyoruz! 13 Euro

Kuzu incik, Tamam’ın kendine özel mutfağının özel lezzetlerinden. Yanında tagliatelle, roka ve parmesan ile servis ediliyor. Muhteşem bir lezzet! 13 Euro

Uzo ve portakal soslu karides ve yanında basmati pirinci bende beklediğim etkiyi göstermedi. Görüntü harika. Karidesler süper. Ama uzo ve portakal uyuşmamış. Üstelik restoranın en pahalı tabaklarından bir tanesi. 22 Euro

Midyeli tagliatelle ise enfes. Bunu da kaçırmamak lazım derim. Fiyatı da daha makul. 14 Euro diye hatırlıyorum.

Tatlı olarak ise Tamam’ın kendi yapımı vanilyalı dondurması gayet leziz ama üstündeki vişne sosu anlatmaya kelimeler kifayetsiz. Sadece sos bile yenir. O derece!

Foursquare : Tamam Restaurant

Sonraki lokantamız yine hakkında çok övgüler aldığım Koukos. Tamam’ın önünde yer alan sokakta. Ortamı harika. Biz üst katta oturduk. Hem daha havadar hem de her yere hakim olduğundan dolayı manzarası iyi. Koukos’ta yemekler bizim çaycıların kullandığı 3 kollu tepside geliyor.

Peynir saganaki ile başladık. Saganaki bildiğiniz üzere sahan. Kıbrıs’ta hellim peynirini kızartırlar, burada da feta peynirine aynı işlem uygulanıyor. Biraz daha az pişse süper olacaktı. Bu biraz fazla. Ama yine de lezzetli. Yenir.

Bu patatesi Foursquare yorumlarında çok bahsedildiği için sipariş ettik. Ballandıra ballandıra anlattıkları patates işte bu. Yanında tereyağlı krem peynir. Hayır bunun her yeri muhteşem olsa ne olacak? Bence gereksiz. Bir özelliği olmayan bir tabak. Almayın derim!

Sirkeli ahtapot gayet güzeldi. Haşlanmış ahtapot lezzetli. Az miktarda sirke ve zeytinyağı ile gayet uyumlu oluyor.

Kalamar ızgara vasattı. Daha iyi olmasını beklerdim.

Ama hesap ödeyince Koukos’un olayını anladım. Çok hesaplı bir lokanta. Fiyatlar son derece makul. Ortam da güzel, yemeklerin vasatlığını da fiyatla kapatıyorlar.

Foursquare : Koukos

İlk akşam Tamam için geç kalınca listeden devam ettik. Koozina, Tamam’la aynı sokakta, az ilerisinde. Küçük ve şirin bir mekan. Lakin bu da bizde pek yer etmedi.

Greek Salad’a kendilerince bir dokunuş yapmışlar, peynir koca bir parça yerine rendelenmiş olarak geliyor. Bu haliyle Balkanlarda yediğimiz shopska salataya dönmüş.

 

Kalamar ızgaranın içi sebze dolu. Değişik olmuş ama ben beğendim.

 

Midyeli makarna da vasatı aşamadı. Koozina konusunda yorumum : olsa da olur olmasa da. Başka yer bulamazsanız gidilir.

Foursquare : Koozina

Adadaki ilk yemeğimiz Old Town’ın dışında, sahile karşı ama arka sokakta bulunan Oute Lepi. Greek Salad standart. Güzel bir başlangıç oluyor. Bu nedenle sıkça tercih ettik. Ama feta peyniri daha iyi olabilir. Sakız ve Kos adalarında daha iyilerini yemiştik.

Kabak cips son derece lezzetli. İncecik kesilmiş ve una bulanarak kızartılmış kabak ve üstünde peynir rendesi. Çok karışık olmayan, sade ama lezzetli bir yemek olmuş.

 

Deniz ürünleri saganaki ise bizi mest etti. Hem içeriği çok zengin, hem de domates ağırlıklı sosu çok lezzetli. Bayıldık! 13 Euro

Ahtapot ızgarayı da çok beğendik ama yanındaki tarama sos inanın ahtapottan daha lezzetliydi. İçeriğini sorduk. Patates, sarımsak ve zeytinyağı dediler. Bizim bildiğimiz tarama böyle olmuyor ama neyse; sizin aklınızda sadece içeriği kalsın, yeter.

Bunu yemedim, içeride servis masasında gördüm. Ne olduğunu sorunca garson bana nasıl bilmezsin gibisinden tuhaf tuhaf baktı. Künefe bu dedi. Ama içinde mozzarella peyniri varmış. Yerseniz 🙂

Foursquare : Oute Lepi

Ve işte benim Rodos’ta en çok sevdiğim lezzetlerin başında yer alana. Vanilla cream pie. İçi vanilyalı krema dolu börek ve üstünde pudra şekeri ve tarçın. Böreğin hamuru çıtır çıtır, milföye benziyor. İçinde oldukça fazla miktarda enfes bir krema var. Onun da üstünde pudra şekeri tamam ama tarçın çok yakışıyor. Merkezde Alpha Bank’in karşısında Tasty Corner‘ı şiddetle öneririm. Daha pek çok börek çeşidi olduğunu da belirtelim. Tuzlular da var elbette.

Gelelim Rodos’un dışına. Günlüğü 45 Euro’dan araba kiraladık. En uygun fiyatları limanın karşısındaki yerlerde bulduk. Bizim tercihimiz Volkswagen’in ülkemizde olmayan Up modeliydi. Polo’nun muadili sanıyorum. Baz modeli vardı. Düz vitesli ve benzinli. Klima olması yeterli zaten. Nissan Micra, Fiat Panda, Fiat 500, Toyota Aygo, Hyundai i10, Peugeot 107 vb. arabalar 40 Euro’dan başlıyor. Hatta daha havadar gidelim derseniz 30 Euro’ya ATV veya Vespa bile kiralayabilirsiniz. Ancak yüksek sezonda talep inanılmaz. Önceden rezervasyon yaptırmadıysanız genelde marka seçme şansınız olmuyor, elde ne kaldıysa onunla yetinmek zorundasınız. İsterseniz arabanızı otelinize getirip, dönüşte de otelinizden alıyorlar. Depoyu dolu alıyorsunuz, dolu getiriyorsunuz. Biz 12 Euro’luk benzinle 2 günde 150 km. yol yaptık.

Güneye doğru sahilden gittik. İlk hedefimiz Anthony Queen Bay. Benim duyduğum hikayeye göre Zorba filminde rol alan ve adayı çok seven Anthony Queen’e dönemin Yunanistan hükümeti bir ev hediye edecekmiş. Fakat bu hediye gecikmiş ve zaman geçmiş. Onlar da adını bir körfeze vermişler. Günümüzde adanın en turistik yerlerinin başında geliyor. Ev filan da yok hani!

Hemen ön tarafında Plaka Beach var. Buralar bizim beach’lere göre çok daha doğal mekanlar. Lüks falan aramayın hani. 1 tane soyunma kabini, 1 duş tamam işte o kadar. Ama çok kayalık bir yapısı var ve su inanılmaz berrak. Zaten daha çok dalış turizmine gelenler burada. Yanımızdan tüpleriyle geçenler oldu.

 

Ve Anthony Queen Bay burası. Tepede salaş bir cafe var. Orada yemek ve içecekler mevcut. Neden bilmiyorum ama bu körfez İtalyan dolu! Burası bizi sarmadı, çok içiçe ve sıkıcı geldi. Biz devam ettik.

Foursquare : Anthony Queen Bay

Adanın güneyinde bulunan Lindos güzel bir yerleşim yeri. Özelliği beyaz evlerden oluşması ve kendine özel körfezi.

 

Bu bölgeye özel yer döşemelerini her yerde görebilirsiniz.

İstanbul ve Alaçatı’dan bildiğimiz Maria’nın Bahçesi’nin sahibi sevgili Maria Ekmekçioğlu’nun tavsiyesiyle Lindos’ta Mavrikos’da yemek yedik. Girişte duvarda yer alan gazete haberleri mekanın ne kadar ünlü olduğunu gösteriyor. Bizden de zamanında buraya gelen başbakan bile olmuş.

Midye ile başladık. Enfes bir midyeydi. Suyunu tarif etmem imkansız. Kaşık kaşık içtik diyebilirim.

 

Patlıcan fırında közlenmiş, üstüne lezzetli bir domates sosu dökülmüş, peynir eklenmiş. En üstüne bir tarafına bizim tarator ile dekor yapılmış. Basit, hafif ve lezzetli.

 

Pancar sos yatağında safranlı kalamar değişik bir lezzete sahipti. Safran ve kalamar gayet güzel bir ikili olmuş. Çok beğendim.

 

Ve musakka. Bildiğiniz üzere Yunan musakkası bizimkinden farklı. Onlar tepside yapıyor ve fırınlıyor. Altta patates var. Alt taraf patates oturtma tadında. Patlıcanın üstünde ise beşamel sos var. Lakin bence esas değişiklik içine konan az miktarda tarçından geliyor. Tatlı ve tuzlu lezzetleri bir arada seviyorsanız, benim gibi, bunu da seveceksiniz. Ben  çok sevdim. Beşamel olmasa mı? Bence olmasa ama var. Ne yapalım, Bu şekilde de yedik 🙂

Foursquare : Mavrikos

Rodos Lindos arasında beach’lerden Traganou’dayız. Uzun bir sahil. Şezlonglar kişi başı 4 Euro. Sahil büyük olduğu için çok kalabalık olmuyor. Kafa dinlemek için ideal. Arka tarafında yer alan lokantada öğle yemeği yiyip, gün içinde içecek alabilirsiniz. Greek salad, tzatziki ve kalamar ile öğle yemeğine küçük bir dokunuş yaptık 🙂 Greek salad 5, tzatziki 3.5 , kalamar 8 Euro.

1 gece Rodos ve Lindos arasında bulunan Faliraki’de kalınca o civardaki beach’leri dolaşmak için çok zamanımız oldu. Bu arada Faliraki turistik merkez vs tadında bir sürü yayın var. Gece hayatından bahsediliyor. Ana caddede 3-4 disko hariç bir numarası yok. Gitmeye ve kalmaya değmez. Faliraki sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Son gün ise Tsampika Beach’e gittik. Tsampika oldukça uzun bir beach. Yan yana 4-5 işletme var. Bazılarında deniz içinde çocukların oynayabilecekleri büyük oyuncaklar bile mevcut. Biz restoranda wifi internet olanı seçtik 🙂 Önemli bir faktör!! Ama işletmenin adını unuttum. Antonia mıydı, Anthos muydu, öyle bir şeydi. Bilginize… Sağ tarafa doğru 3. sırada olandı.

Ve malzeme biter yazı biter dostlar. Uzun ama yazması benim için çok keyifli bir yazı oldu. Umarım siz de okurken keyif alırsınız. Gidince de faydalanırsınız.

Cümleten sevgiler, saygılar. İyi bayramlar…

Share Button

RODOS 2015 için 9 yorum:

  1. zeynebek:

    Sanki bu gezi ve bu yazı bizim için olmuş 🙂 ilk defa gideceğiz Rodos’a ve ilk yurtdışı deneyimimiz olacak eşimle..Resmen adım adım takip edicez sizi, gittiğiniz yerleri.. resimlerde bile benzerlik olabilir şimdiden uyarayım :)) çok teşekkürler #iyikivarsınoburcan 🙂

  2. Cafer:

    Gayet güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Yalnız sizi takip edenler buradaki yemek fotolarının hepsini sosyal medya hesaplarından görmüştü. Tabi blogun ayrı bir tadı oluyor ama biraz da heyecan olması lazım diye düşünüyorum. Bazen hepsini paylaşmıyordunuz, bu da bir yol mesela.

  3. Konuralp:

    Sayın oburcan,sizden ricam Yunan adalarının reklamını yapmamanız.Yılmaz Özdil’in Sahipsiz memleket ve Leros’ta Ramazan yazılarını okuduktan sonra ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.Selamlar.

  4. Muhteşem kareler. İlk fırsatta gitme niyetimiz var ailece. Fiyatlar da uygunmuş baya. Teşekkürler.

  5. ahmet öztürk:

    Güzel yazı için teşekkürler..
    Bugün rodostan döndüm.Tamam oranın en iyi restorantı..
    Bir tek Mavrikos’a katılmıyorum.Aşırı pahalı(2 ana yemek ve özelliği olmayan 4-5 çeşit mezeye 124 Euro verdik.)4 ana yemek ve mezelerle Tamam’da 80 Euro vermiştik..
    Her gün Tamam’da yemek yemenizi tavsiye ederim.Biz öyle yaptık:)

    • oburcan:

      Ahmet,
      geçmiş tatiliniz için sevindim 🙂
      Mavrikos konusu da nazar boncuğu olsun, öyle her konuda hemfikir olmayı sevmiyorum 🙂
      Selamlar
      Oburcan

  6. ahmet öztürk:

    Teşekkürler..Verdiğiniz bilgiler Rodos’ta çok işime yaradı..
    Böyle güzel blogları hep görmek dileğiyle.Saygılar..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pubcon 2014